TERÖRE RAĞMEN DOĞUDA ÜNİVERSİTELİ OLMAK-1
Şırnak, Hakkari ve Tunceli, son yılların en zor günlerini yaşıyor,
hemen her gün farklı bir terör saldırısıyla gündeme geliyor. Daha birkaç
gün önce PKK’lı bir grup, Hakkari Üniversitesi’ne ait rektörlük
binasının camlarını kırdı, iki katı kullanılmaz hale getirdi. Peki,
şehirdeki bu saldırılar bölgede okuyan üniversite öğrencilerini nasıl
etkiliyor? Nerelerde vakit geçiriyor, en çok neden şikayet ediyorlar?
Biber gazı onlar için ne anlam ifade ediyor? İstanbullu Tuğçe Özkısa, Şırnak Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni kazandığını ilk önce babasıyla paylaşır. Babası, sert bir dille, “Oraya gitmiyorsun!” diyerek kestirip atar. Dedesi, “Şırnak’a gidersen hakkımı helal etmem” der torununa. Tuğçe ise Şırnak’ı kazandığı için şükreder çünkü bir sonraki tercihi Hakkâri’dir! Günlerce süren hararetli tartışmalar sonrasında ailesini güç bela ikna ederek yola koyulur. Otobüsü yolda defalarca askerler tarafından durdurulur, kimlik kontrolü yapılır. İsmini sadece terör hadiseleri nedeniyle televizyondan duyduğu Cudi ve Gabar Dağları’nın heybetini görünce irkilir. Yirmi dört saatlik yolculuk sonrasında ancak Şırnak’a ulaşabilir. İlk günler başka bir ülkeye geldiği hissine kapılır. Kürtçe bilmediği için çarşıda pazarda konuşulanları anlayamaz. Okula giderken bir sokak eyleminin ortasında kalır, biber gazı yer. Aldığı her şehit haberi, onu daha fazla etkilemeye başlar. Çoğu kez anne ve babasını, “Şehir sakin, telaşlanacak bir durum yok.” diyerek sakinleştirmek zorunda kalır. Şırnaklıların gösterdiği misafirperverlik sayesinde ise şehre kısa sürede alışır. Kaldıkları apartmandaki karşı komşuları, hemen her gün kapılarını çalar, bir ihtiyaçları olup olmadığını sorar. Haftada bir gün yöresel tandır ekmeği ikram eder öğrencilere…
Terörün en yoğun yaşandığı Hakkâri, Şırnak ve Tunceli’de üniversite okuyan birinci sınıf öğrencilerinin hemen hepsi de aynı cümlelerle başlıyor söze: “Tercih sonuçlarını öğrendikten sonra garip bir hale büründük. Sevinsek mi üzülsek mi, gitsek mi kalsak mı bilemedik.” Bu ilk şoku atlatıp okumak için ailelerini ikna edebilenler, geçtiğimiz birkaç aylık süre zarfında yaşadıkları şehre zor da olsa uyum sağladı. Terörün gölgesinde üniversite okuyan gençler, başlarından geçenleri anlatmak için Hayat Güzeldir isimli drama filmini örnek gösteriyor, içinde bulundukları durumdan keyif almanın yollarını arıyorlar. 1997 yılında gösterime giren İtalyan filmi, 2. Dünya Savaşı yıllarını anlatıyor. Filmin başrol oyuncusu Guido, karısı ve oğluyla birlikte Yahudi kampında çok zor günler geçirir. Yaşadığı bu yıkımı oğluna bir oyun gibi göstererek onu eğlendirir. Doğu’daki üniversiteliler de kepenk indirme eylemini fırsat bilip evde ekmek pişiriyor, Kürtçe oyun havaları öğreniyorlar. Cudi ve Gabar Dağları’nın eteklerine piknik yapmaya gidiyorlar...
Hakkâri’nin meşhur meyvesi: Biber gazı!
Daha birkaç gün önce PKK’lı 20 kişilik bir grup, Hakkâri Üniversitesi rektörlük binasının bütün camlarını kırıp iki katı kullanılmaz hale getirdi. Siyaset Bilimi 1. sınıf öğrencisi Burdurlu Aysel Öner, saldırının öğrenciler arasında büyük bir moral bozukluğuna neden olduğunu söylüyor. Öner, kayıt yaptırmak için babasıyla Van üzerinden Hakkâri’ye gelir. Hakkâri yakınlarındaki Depin Polis Kontrol Noktası’na ulaştığında kalp atışları iyice hızlanır. Polisler, otobüsün içine girip herkesin kimliğini toplamaya başlayınca çok korkar. Kontrol tamamlandıktan sonra Hakkâri’ye doğru tekrar yola çıkarlar. Bu esnada Aysel, babasına sarılarak hüngür hüngür ağlar. Neyse ki babası kızını sakinleştirir. Aradan geçen bir buçuk ayda birazcık da olsa şehre alışır. Tabii bu alışma süreci kolay olmaz. Protestoların ortasında kalarak taşlanır, bomba ve silah sesleri onun için artık sıradan bir hal alır. Gün boyu havada dolaşan helikopterler ürkütücülüğünü yitirir.
Posta Hizmetleri bölümü 1. sınıf öğrencisi Mustafa Kaya, okumak için Adana’dan gelir. Babasının gönlü vardır gitmesine ama annesini güç bela razı eder. Arkadaşları, terör bölgesine gittiğine inanmaz. Şehre geldiği ilk gün biraz hava almak için kaldığı yurttan aşağıya iner. Biber gazıyla işte o gün tanışır! “Biber gazı buranın meşhur meyvesi. Öğrenciler arasında gaz yemeyen yoktur.” diyen Kaya, geceleri, şehrin her yerinden görünen Sümbül Dağı’nı izliyor. Öğrenciler için bu dağ büyük bir önem taşıyor, çünkü nereden bakarsanız bakın bu dağı görüyorsunuz. Efkarlansanız da ona bakıyorsunuz, ders çalışmaktan bunalıp balkona çıktığınızda da karşınızda yine o var. Hatta bazı öğrenciler Sümbül Dağı bombalanırken birbirlerini uyandırıp olan biteni izliyor. Uyandırılmayanlar ise arkadaşlarına sitem ediyor: “Madem dağı bombalıyorlardı, beni neden uyandırmadınız!” Terörü işte böylesine kanıksayan üniversiteliler, “Artık alıştık, sokak eylemi olmadığı gün şaşırıyoruz.” diyor.
Amasyalı Arif Sel, Din
Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği 2. sınıfta okuyor. Hakkâri’ye
gelmeden önce arkadaşları ona, “Amasyalı olduğunu kimseye söyleme, yoksa
çok dayak yersin.” der. Arif, okulun açıldığı ilk günlerde
arkadaşlarının “Nerelisin?” sorusuna, “Diyarbakırlıyım!” şeklinde cevap
verir, konuşmasına da bir parça Doğu şivesi katar! Kürt öğrencilerle iyi
arkadaşlık kurunca gerçek memleketini söyler.
Batmanlı Siyaset Bilimi 1. sınıf öğrencisi Narin Durmaz ise Doğulu olmasına rağmen büyük zorluk çeker. Okulların açıldığı ilk günlerde bir grup öğrenci içeri girer ve, “Bugün ders işlenmeyecek. Eylem yapıyoruz.” der. Başka bir gün, öğrenciler siyasi propaganda yapmak için imza toplama kampanyası düzenler. İstemese de önüne uzatılan kâğıdı imzalar. Durmaz, şehirdeki atmosferi medyanın abartarak aktardığını söylüyor. “Bazen küçük bir olay yaşanıyor ama televizyonları bir açıyoruz, sanki bütün şehir yakılıp yıkılmış gibi yansıtılıyor. Bu durum psikolojimizi, derslerimizi olumsuz yönde etkiliyor.” diyor.
Asker, Doğu görevini başarıyla tamamladın!
Hemen her gün farklı terör hadiseleriyle gündeme gelen Şırnak, son yılların belki de en zor günlerini yaşıyor. Ramazan Bayramı öncesinde PKK’nın polis karakoluna düzenlediği saldırı sonrasında halk, akşamları sokağa çıkmamaya başlamış. Şehirdeki atmosferi değiştiren en önemli olay ise geçtiğimiz yıl Uludere’de yaşanan bombalama hadisesi olmuş. İkinci ve üçüncü sınıf üniversite öğrencileri, Uludere’ye kadar kepenk indirme eylemlerinin neredeyse bitme noktasına geldiğini söylüyor. Uludere sonrasında ise terör örgütü şehirde derin bir nefes almış.
Ankaralı Firdevs Alkış’ın Şırnak Üniversitesi tercihini babası gizlice siler. Firdevs, son anda bu durumu fark eder ve Şırnak’ı tekrar tercihleri arasına ekler. Babası, tercih sonuçları açıklanınca büyük bir şok yaşar! Gönülsüz de olsa kızını okuması için gönderir. Yaz tatili için memleketine gittiğinde ailesi ona, “Vay asker, bu yılki şark görevini de başarıyla tamamladın!” diyor. Firdevs, karşılaştıkları zorluklardan tecrübe edinmesini bilir. Kepenk indirme eylemlerinde bakkallar kapandığı için evde ekmek pişirmesini öğrenir, bir yandan da Kürtçeye merak salar.
İlahiyat 1. sınıf öğrencisi Manisalı Mücahit Güçyener, Şırnak’a üç hemşehrisi ile birlikte gelir. Şimdi hep birlikte Özel Dicle Erkek Öğrenci Yurdu’nda kalıyorlar. Yurtta 40 farklı ilden 82 öğrenci var. Doğu’daki üniversiteler kültürlerin kaynaşması, önyargıların giderilmesi açısından büyük bir önem taşıyor.
Dicle Erkek Öğrenci Yurdu’nun hemen yanındaki Ömer Kabak Meydanı’nda izinsiz gösteriler düzenleniyor. Burası şehirde ‘Kandil Meydanı’ diye anılıyor. Meydanda toplanan kalabalık, gösteriler sırasında öğrenci yurdunun camlarını kırıyor. Yurt idaresi, en kısa sürede pencerelere kırılmaz cam yaptıracak. Doğu illerindeki özel yurtlar, öğrencilere hem ucuz hem de kaliteli bir hizmet veriyor. 24 saat sıcak su, internet, üç öğün yemek ve 4 kişilik oda imkânı sunan yurtların yıllık fiyatı 2 ile 3 bin TL arasında değişiyor.
Abi, Burger King nerede?
Adanalı zengin bir ailenin kızı okumak için Şırnak’a gelir. Takar takıştırır hemen kendini sokağa atar. İlk gördüğü lokantaya girer ve garsona sorar, “Abi, buradaki Burger King nerede?” Garson kendine has şivesiyle karşılık verir: “Bacım o da ne ki!” Üniversitelilerin şakayla karışık birbirlerine anlattığı bu hikâye, Doğu’daki pek çok ilin nasıl da kısıtlı imkânlara sahip olduğunu özetliyor. Şehirdeki bütün bir hayat ‘Mecburiyet’ diye tanımlanan caddenin etrafında şekilleniyor. Birkaç kafe, restoran, pastane ve giyim mağazası hep bu caddelerin üzerine dizilmiş. Hatta bazı öğrenciler, bu durumu esprili bir dille ifade ediyor: “Git gel Mecburiyet 15 dakika!”
Şırnak, Hakkâri ve Tunceli’de sinema geçtiğimiz yıl açılır. Aslında sinema yerine film odası tanımlamasını kullanmak belki de daha doğru. Şırnaklı bir esnaf, küçük bir odaya 21 sandalye koyarak sinema salonu kurar. Öğrenciler, vizyon filmlerinin şehre uğramadığından yakınıyor. O derece ki daha Fetih 1453 filmini izlemek kısmet olmamış çoğuna. Sinema açısından Hakkâri ve Tunceli’deki durum da pek farklı değil. Birkaç öğrencinin bir araya gelip kültür saraylarında düzenledikleri küçük skeçleri saymazsak şehirde sanat adına hiçbir faaliyet düzenlenmiyor. Terör korkusu nedeniyle tiyatro sanatçıları da şehre gelip oyun sergileyemiyor.
ZAMAN
Batmanlı Siyaset Bilimi 1. sınıf öğrencisi Narin Durmaz ise Doğulu olmasına rağmen büyük zorluk çeker. Okulların açıldığı ilk günlerde bir grup öğrenci içeri girer ve, “Bugün ders işlenmeyecek. Eylem yapıyoruz.” der. Başka bir gün, öğrenciler siyasi propaganda yapmak için imza toplama kampanyası düzenler. İstemese de önüne uzatılan kâğıdı imzalar. Durmaz, şehirdeki atmosferi medyanın abartarak aktardığını söylüyor. “Bazen küçük bir olay yaşanıyor ama televizyonları bir açıyoruz, sanki bütün şehir yakılıp yıkılmış gibi yansıtılıyor. Bu durum psikolojimizi, derslerimizi olumsuz yönde etkiliyor.” diyor.
Asker, Doğu görevini başarıyla tamamladın!
Hemen her gün farklı terör hadiseleriyle gündeme gelen Şırnak, son yılların belki de en zor günlerini yaşıyor. Ramazan Bayramı öncesinde PKK’nın polis karakoluna düzenlediği saldırı sonrasında halk, akşamları sokağa çıkmamaya başlamış. Şehirdeki atmosferi değiştiren en önemli olay ise geçtiğimiz yıl Uludere’de yaşanan bombalama hadisesi olmuş. İkinci ve üçüncü sınıf üniversite öğrencileri, Uludere’ye kadar kepenk indirme eylemlerinin neredeyse bitme noktasına geldiğini söylüyor. Uludere sonrasında ise terör örgütü şehirde derin bir nefes almış.
Ankaralı Firdevs Alkış’ın Şırnak Üniversitesi tercihini babası gizlice siler. Firdevs, son anda bu durumu fark eder ve Şırnak’ı tekrar tercihleri arasına ekler. Babası, tercih sonuçları açıklanınca büyük bir şok yaşar! Gönülsüz de olsa kızını okuması için gönderir. Yaz tatili için memleketine gittiğinde ailesi ona, “Vay asker, bu yılki şark görevini de başarıyla tamamladın!” diyor. Firdevs, karşılaştıkları zorluklardan tecrübe edinmesini bilir. Kepenk indirme eylemlerinde bakkallar kapandığı için evde ekmek pişirmesini öğrenir, bir yandan da Kürtçeye merak salar.
İlahiyat 1. sınıf öğrencisi Manisalı Mücahit Güçyener, Şırnak’a üç hemşehrisi ile birlikte gelir. Şimdi hep birlikte Özel Dicle Erkek Öğrenci Yurdu’nda kalıyorlar. Yurtta 40 farklı ilden 82 öğrenci var. Doğu’daki üniversiteler kültürlerin kaynaşması, önyargıların giderilmesi açısından büyük bir önem taşıyor.
Dicle Erkek Öğrenci Yurdu’nun hemen yanındaki Ömer Kabak Meydanı’nda izinsiz gösteriler düzenleniyor. Burası şehirde ‘Kandil Meydanı’ diye anılıyor. Meydanda toplanan kalabalık, gösteriler sırasında öğrenci yurdunun camlarını kırıyor. Yurt idaresi, en kısa sürede pencerelere kırılmaz cam yaptıracak. Doğu illerindeki özel yurtlar, öğrencilere hem ucuz hem de kaliteli bir hizmet veriyor. 24 saat sıcak su, internet, üç öğün yemek ve 4 kişilik oda imkânı sunan yurtların yıllık fiyatı 2 ile 3 bin TL arasında değişiyor.
Abi, Burger King nerede?
Adanalı zengin bir ailenin kızı okumak için Şırnak’a gelir. Takar takıştırır hemen kendini sokağa atar. İlk gördüğü lokantaya girer ve garsona sorar, “Abi, buradaki Burger King nerede?” Garson kendine has şivesiyle karşılık verir: “Bacım o da ne ki!” Üniversitelilerin şakayla karışık birbirlerine anlattığı bu hikâye, Doğu’daki pek çok ilin nasıl da kısıtlı imkânlara sahip olduğunu özetliyor. Şehirdeki bütün bir hayat ‘Mecburiyet’ diye tanımlanan caddenin etrafında şekilleniyor. Birkaç kafe, restoran, pastane ve giyim mağazası hep bu caddelerin üzerine dizilmiş. Hatta bazı öğrenciler, bu durumu esprili bir dille ifade ediyor: “Git gel Mecburiyet 15 dakika!”
Şırnak, Hakkâri ve Tunceli’de sinema geçtiğimiz yıl açılır. Aslında sinema yerine film odası tanımlamasını kullanmak belki de daha doğru. Şırnaklı bir esnaf, küçük bir odaya 21 sandalye koyarak sinema salonu kurar. Öğrenciler, vizyon filmlerinin şehre uğramadığından yakınıyor. O derece ki daha Fetih 1453 filmini izlemek kısmet olmamış çoğuna. Sinema açısından Hakkâri ve Tunceli’deki durum da pek farklı değil. Birkaç öğrencinin bir araya gelip kültür saraylarında düzenledikleri küçük skeçleri saymazsak şehirde sanat adına hiçbir faaliyet düzenlenmiyor. Terör korkusu nedeniyle tiyatro sanatçıları da şehre gelip oyun sergileyemiyor.
ZAMAN
Yorum Gönder
1.YORUMLARA ADINIZI VE ŞEHRİNİZİ YAZINIZ. BU BİLGİLER YAZILMAZSA CEVAP VERİLMEYECEKTİR
2.SORULAR ONAYLANDIKTAN SONRA YAYINLANACAKTIR.
3.GMAİL HESABI OLANLAR YORUMU YAZDIKTAN SONRA ALTTAKİ BENİ BİLGİLENDİRİ TIKLARSANIZ SORULARA VERDİĞİMİZ CEVAPLAR MAİL ADRESİNİZE GELECEKTİR
4.KÜFÜR VE ŞİDDET İÇEREN YORUMLAR YAYINLANMAYACAKTIR