ŞİİR BİLGİSİ(LYS KONU ANLATIMI)
Duygu ve düşüncelerin yani insanın iç dünyasının, başkalarının ruhunda heyecan uyandıracak bir biçimde genellikle ölçülü, kafiyeli mısra kümeleri ile anlatılmasına şiir denir. Şiirin de bir konusu, bir planı vardır.
Şiirin dış görünüşüne “biçim”, iç görünüşüne muhteva denir. Biçim bakımından incelemede “nazım şekli, nazım birimi, kafiye, vezin ve dil özellikleri” incelenir.
Muhteva bakımından incelemede ise iç ahenk, mecazlar, söz sanatları, konu ve tema incelenir.
ŞİİRİN BİÇİM ÖZELLİKLERİ
VEZİN (ÖLÇÜ)
Bir şiirde mısraların hece sayılarının eşitliğine ve ses birliğine vezin (ölçü) denir. Türk edebiyatında üç türlü vezin kullanılır.
1. ARUZ VEZNİ:
Arap edebiyatından İran edebiyatına oradan da Türk edebiyatına geçmiştir. Kaynağını Arapçanın dil özelliklerinden almıştır. Hecelerin uzunluk, kısalık, açıklık, kapalılık özelliğine göre yazılan şiirlerin ölçüsüne aruz ölçüsü denir. Aruz vezninde heceler, açık hece ve kapalı hece şeklinde ikiye ayrılır. Ünlüyle biten hecelere açık hece, ünsüzle biten veya uzun okunan seslerle (â,î,û) biten hecelere kapalı hece denir.
Yukarıdaki dizelerde altı kırmızı çizgi ile işaretlenmiş heceler kapalı hecelerdir; çünkü bu heceler ya ünsüzle bitmekte ya da uzun ünlülerle bitmektedir. Altı mavi noktayla işaretlenmiş heceler ise açık hecelerdir; çünkü bu hecelerin tümü ünlü seslerle bitmektedir.
NOT: Bir dizenin son hecesi ünsüzlü veya ünlüyle bitip bitmemesine bakılmaksızın kapalı olarak kabul edilir.
Aruz Ölçüsünün Özellikleri:
a. İmale: Kısa heceyi ölçüye uydurmak için uzun okumaya denir. İmale açık hecenin altına çizgi (-) çekilerek gösterilir.
b. Zihaf: Arapça ve Farsça kelimelerde uzun hecenin vezin gereği kısa okunmasına denir.
c. Med: Bir uzun heceyi bir buçuk hece değerine dönüştürmeye denir. İki kapalı hece arasında bir açık hece bulunması gerektiğinde bu yola başvurulur. Med yalnızca ünsüzle biten hecelerde yapılır. Hecenin üzerine çizgi (-) konarak gösterilir.
d. Ulama: Sonu ünsüzle biten bir kelimenin kendisinden sonra ünlüyle başlayan bir kelime geliyorsa, ünsüzle biten kelimenin son harfi ünlüyle başlayan kelimeye eklenerek birinci kelimenin son hecesi kapalı durumdan açık duruma getirilir. Yukarıdaki dizede; “demir almak” sözcüklerinden birinci sözcüğün son hecesinin açık olması gerekmektedir. Bu durumda demir sözcüğünün son harfini almak sözcüğüne bağlarsak kapalı hece açık heceye dönüştürülür. (demi ralmak)
2. HECE VEZNİ
Mısralarda hece sayısın eşitliğine dayanan vezin çeşididir. Türk şiirinin milli ölçüsüdür. Üçten yirmiye kadar değişik ölçülerde bulunabilir.
Hece veznini iki temel özelliği vardır:
a. Şiirin bütün mısralarında hece sayısı eşit olmalıdır. Hece sayısı şiirin kalıbını gösterir. Mesela sekiz heceli mısralarla meydana gelen bir şiirin kalıbı “sekizli”dir.
b. Dizenin belli bölümlere ayrılmasına “duraklam” bu bölümlere “durak” denir. 4+4+3=11’li, 4+4=8’li, 6+5=11’li hece ölçüsü gibi…
Derinden derine + ırmaklar ağlar = 11’li
Uzaktan uzağa + çoban çeşmesi = 11’li
6 5
Karabağ’da + talan var = 7’li
Beni derde + salan var = 7’li
Çek sancakta + sancağı = 7’li
Gözü yolda + kalan var = 7’li
4 3
3. SERBEST VEZİN
Serbest vezinli şiirlerde mısraların sıralanışı veya hecelerin dizilişi herhangi bir kurala bağlı değildir. Mısralar değişik uzunlukta olabilir. Şiirde akıcılık ve ahenk unsurları bulunabilir. Ancak anlamın önüne geçemez. Edebiyatımızda Cumhuriyet’ten sonra 1940’lı yıllarda Garipçiler serbest vezinle şiirler yazmaya başlamışlardır.
KAFİYE (UYAK)
Mısra sonlarında bulunup yazılış ve okunuşları aynı, anlam veya görevleri farklı olan kelime ve eklerin benzerliğine kafiye denir.
Kafiye, şiirin ahenk gücünün artmasını, hafızada kalmasını sağlar.
Nihayet ben ağlarken toprağın yüzü g-ül-dü
Sokaklardan caddeye doğru sesler dök-ül-dü
Yukarıdaki mısralarda –ül sesleri kafiye oluşturmuştur.
NOT: Kafiye, daima kelimenin kökünde veya gövdesinde aranır. Mısra sonlarındaki Kelimelerin kök veya gövdesi bulunduktan sonra burada bulunan ses benzerlikleri kafiyeyi verir.
REDİF
Mısra sonlarındaki yazılışları, okunuşları, anlamları ve görevleri aynı olan eklerin veya kelimelerin tekrarına denir. Redif bir ek, bir kelime grubu veya bir cümlecik olabilir. Rediften geriye kalan kısım bir kelime ise anlamlı olmalıdır. Redif genellikle kafiyeden sonra gelir. Kafiyeden sonra redif olmayabilir.
Her sabah başka bahar olsa da ben uslan-dım
Uğramam bahçelerin semtine gülden yan-dım
Yukarıdaki dizelerde “–dım” ekleri aynı görevli odluları için rediftir. “-an” sesleri ise kafiyedir. Dikkat edilirse redif kafiyeden sonra gelmişti.
KAFİYE ÇEŞİTLERİ
1. Yarım kafiye
Tek ses benzerliğine dayanan kafiye çeşididir. Genellikle bir sessiz harf benzerliğine dayanır. En çok Halk edebiyatında kullanılır.
Döndüm dolaştım ben gurbet i-l-leri
Dünyaya çıkmaya yo-l bulamadım
Bahçelerde gördüm birçok gü-l- leri
Sevdiğime benzer gü-l bulamadım
Yukarıdaki dizelerde “-l” yarım kafiye, “-leri” ve “bulamadım” lar rediftir.
2. Tam Kafiye
Mısra sonlarında bir ünlü harf ile ünsüz harfin benzeşmesi sonucu meydana gelen kafiye türüdür.
Birçok gidenin her biri memnun ki y-er-inden
Birçok seneler geçti dönen yok sef-er-inden
Yukarıdaki mısralarda “-er” sesleri tam kafiye “-inden” ekleri ise rediftir.
NOT: Mısra sonlarında bulunan, uzun hece oluşturan sesler de tam kafiye olur.
Ya Rab belâ-yı aşk ile aşinâ beni
Bir dem belâ-yı âşktan etme cüdâ beni
Yukarıdaki mesralarda “-â” sesleri tam kafiye “beni” sözcükleri de rediftir.
3. ZENGİN KAFİYE
Mısra sonlarında üç veya üçten fazla sesin benzerliği ile oluşan kafiye türüdür.
Küçükken derdi ki da-dım
Çoğu gitti azı kaldı
Büyüdüm ihtiyarla- dım
Çoğu gitti azı kaldı
Yukarıdaki mısralarda “-dım” sesleri zengin kafiye, “Çoğu gitti azı kaldı” mısraları da rediftir.
4. TUNÇ KAFİYE
Kafiye oluşturan kelimelerden birinin diğer mısradaki son kelimenin içinde geçmesiyle meydana gelen kafiye türüdür.
Çınla ey coşkun deniz, kayalıklarda çınla
Ser bütün kumsalları o dolaşık saçınla
O dolaşıkla sar bütün kumsalları
Batır bütün yelkenlileri, parçala hep salları
5. CİNASLI KAFİYE
Yazılışları ve okunuşları aynı oldukları halde anlam ve görevleri farklı olan kelimelerin tekrarı ile oluşan kafiye türüdür.
Bir nefeste girdik yüz bin günah
Bir günaha etmedik hiçbir gün ah
Dönülmez akşamın ufkundayız, vakit çok geç
Bu son fasıldır ey ömrüm, nasıl geçersen geç
DİZİLİŞLERİNE GÖRE KAFİYE ÇEŞİTLERİ (KAFİYE DÜZENİ)
Mısraların son seslerine bakılarak şiirin kafiye düzeni çıkarılır. Kafiye düzeninin çeşitleri vardır.
1. Düz Kafiye
Alt alta gelen mısraların birbiriyle kafiyeleşmesine düz kafiye denir. Her iki mısranın kendi arasında kafiyeleşmesi de düz kafiyeyi oluşturur.
(aa,bb,cc,çç…) Buna mesnevi tipi denir.
(aaab,cccb…) Buna koşma tipi denir.
Cihana bir daha gelmez hayal edilse bile – a
Avunmak istemeyiz böyle bir teselliyle – a
Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan – b
Ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan – b
2. Çapraz Kafiye
Bir dörtlükte, birinci mısra ile üçüncü mısranın, ikinci mısra ile dördüncü mısranın kafiyeli olmasıdır. (abab) şeklinde gösterilir.
Beyaz beyazdı bulutlar – a
Gölgeler buğulu derin – b
Ah hiç dinmeyen rüzgar – a
Ve uykusuz çiçeklerin – b
3. Sarmal Kafiye
Bir dörtlükte; birinci mısra ile dördüncü mısranın ikinci mısra ile üçüncü mısranın kafiyeli olmasıyla oluşan kafiye düzenidir. (abba, cddc…) şeklinde gözterilir.
Her şey yerli yerinde, havuz başında servi – a
Bir dolap gıcırdıyor uzaklarda, durmadan – b
Eşya aksetmiş gibi tılsımlı bir uykudan – b
Sarmaşıklar ve böcek sesi sarmış evi – a
Yorum Gönder
1.YORUMLARA ADINIZI VE ŞEHRİNİZİ YAZINIZ. BU BİLGİLER YAZILMAZSA CEVAP VERİLMEYECEKTİR
2.SORULAR ONAYLANDIKTAN SONRA YAYINLANACAKTIR.
3.GMAİL HESABI OLANLAR YORUMU YAZDIKTAN SONRA ALTTAKİ BENİ BİLGİLENDİRİ TIKLARSANIZ SORULARA VERDİĞİMİZ CEVAPLAR MAİL ADRESİNİZE GELECEKTİR
4.KÜFÜR VE ŞİDDET İÇEREN YORUMLAR YAYINLANMAYACAKTIR